Eser-i İstanbul, özenli oranları, uyumlu, işlevsel kavisleri ile kullandıkça keşfedeceğiniz, kullanmaktan zevk alacağınız, yediğiniz yemeğin, içtiğiniz çorbanın tekrar tekrar tadını çıkaracağınız, kullanmayı özleyeceğiniz, sofra kurmaktan, ikram yapmaktan zevk alacağınız bir Faruk Malhan tasarımı.

Sofra, Akdeniz ve Ortadoğu kültürünün nüvesi, ailenin, davetlerin kutsal buluşma noktası, dostların kaynaşma mekanıdır. Akıl alınıp fikir verilir, ilham alınıp sır verilir. Uzun pazar kahvaltıları, keyifli öğle buluşmaları, şölensi akşam yemekleri, davetler, sahur, iftar ve daha bir çokları. Ne ikram biter sofrada, ne söz, masum dedikodular yapılır, ülke kurtarılır. Aş paylaşılır, dert paylaşılır, dertler azalır; keyif paylaşılır, keyifler artar. Geçmiş yâd edilir, gelecek umutla dile gelir, "an" yaşanır, tabaklar, bardaklar dolup dolup boşalır.

Anadolu sofra kültüründen yol alan "Eser-i İstanbul", İstanbul'a saraydan miras kalan özenli porselen geleneğiyle birleşiyor. Bone China kalitesiyle üretilen yemek, çay, kahve takımı, özgün hatları, sade, altın ve platin seçenekli kenar çizgileriyle keyifli sofralara geleneğin yeni yorumunu taşıyor. 19. yüzyılda Beykoz'da üretilen ve batının porselen kalitesini yerel bir estetikle buluşturan Eser-i İstanbul damgalı ilk Osmanlı porselenleri, bugün saray müzelerinde saklanıyor; modern "Eser-i İstanbul" yorumu ise Faruk Malhan imzasıyla yeniden sofralarımıza geliyor.

Eser-i İstanbul, özenli oranları, uyumlu, işlevsel kavisleri ile kullandıkça keşfedeceğiniz, kullanmaktan zevk alacağınız, yediğiniz yemeğin, içtiğiniz çorbanın tekrar tekrar tadını çıkaracağınız, kullanmayı özleyeceğiniz, sofra kurmaktan, ikram yapmaktan zevk alacağınız bir Faruk Malhan tasarımı.